Röportaj

Vaiz Gökalp: Sihir ve büyü İslam'da kesin bir şekilde yasaklanmış büyük günahlardandır

Cizre Müftülüğü İlçe Vaizi Abdullah Gökalp, sihir ve büyü yapmanın İslam’da kesinlikle yasaklandığını ve büyük bir günah olduğunu belirtti.

Abone Ol

Son dönemlerde özellikle akarsularda çıkarılan nal ve benzeri eşyaların üzerinde sihir ve büyü yapıldığına dair haberler gündeme gelirken, Cizre Müftülüğü İlçe Vaizi Abdullah Gökalp, konuya ilişkin İLKHA mikrofonuna açıklamalarda bulundu. Gökalp, sihir ve büyü yapan kişilerin dünya ve ahirette büyük bir vebal altında olduğunu belirterek, bu tür eylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Sihir ve büyünün İslam’da yasaklanmış ve büyük bir günah olduğunu söyleyen Cizre Müftülüğü ilçe Vaizi Abdullah Gökalp, bu tür durumlarla karşılaşan Müslümanların ancak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in öğretileri doğrultusunda Allah’a tevekkül ederek ve meşru dualarla korunabileceğini ifade etti.

"Sihir ve büyüye maruz kalan  kişi öncelikle Allah'a tevekkül etmelidir"

Sihir ve büyüye maruz kalan bir Müslümanın öncelikle Allah'a sığınması ve Allah'a tevekkül etmesi gerektğini söyleyen Vaiz Gökalp, "Sihir ve büyü İslam'da kesin bir şekilde yasaklanmış ve büyük günahlardan addedilmiştir. Bakan suresi, 102. ayetinde sihir ve büyünün insanlar üzerinde olumsuz etkiler yaptığı vurgulanmakta. Ancak Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, bu gibi durumlarda insanın Allah'a tevekkül edip,  Allah'a sığması gerektiği ve meşru yollarda bunlar için okunan ayet ve duaları yapmalıdır. İnsanın bir şeyi kontrol etmek ya da geleceği bilmek adına işte haram yollara teşebbüs etmesi kesinlikle İslam'da yeri yoktur. Kesin bir dille bakara süresinin 102. ayetinde olduğu gibi sihir ve büyü yapmanın büyük bir günah ve haram olduğu belirtilmiştir. İslam dininde sihir ve büyü yapmanın hükmü Bakara süresinin 102. Ayetinde vurgulandığı gibi kesinlikle haramdır, büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam bir hadisi şerifleri de helak edici 7 büyük günahlardan kendinizi muhafaza edin onlardan birincisi Allah'a şirk koşmak, hemen ardından ikinci sırada sihir ve büyü yapmanın olduğu söylenmiştir. Dolayısıyla sihir ve büyüyle uğraşanlar gayrı meşru yollara teşebbüs eden özellikle insanların arasını bozmak adına yapılan eylemlerin bu hadis ve ayet çerçevesinde büyük günahlardan olduğu söyleniyor. Müslüman kişiye bu gibi şeylere yeltenmemesi gerektiği ve kendini muhafaza etmesi gerektiği açık bir şekilde ifade edilmişti. Sihir ve büyüye maruz kalan kişi öncelikle Allah'a tevekkül etmelidir, Allah'a sığmalıdır. Bunun için tabii fiziki anlamda bir tedavi var, bir de manevi yönden tedavi yöntemleri vardır. Yani nihayetinde psikolojik bir durum yaşayan bir hasta gerekirse tedavi olunur ama bir de manevi yönde buna maruz kalan insanlar öncelikle Allah'a tevekkül etmelidir, Allah'a sığınmalıdır. Peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselama Yahudi bir din bilgini sihir ve büyü yapmıştır. Bunun üzerine Efendimiz aleyhissalatu vesselama inen ayetler Felak ve Nas süreleri ve gerekirse ayetel kürsi gibi duaları okuması tavsiye edilmiştir.  Bu gibi yollara maruz kalan, sihir ve büyüye maruz kalan bir Müslüman öncelikle Allah'a sığınmalıdır, Allah'a tevekkül etmelidir, peygamber efendimizin bize göstermiş olduğu meşru yollarla, Felak ve nas surelerini okuyarak. Peygamber efendimizin bize öğretmiş olduğu dualar çerçevesinde düzenli bir şekilde okumalıdır. Bir de insanlar Müslümanlar birey olarak abdestli kalmalarına dikkat etmelidirler. Namazlarına özellikle haset ve kin gibi manevi hastalıklara kendilerini muhafaza etmeleri lazımdır. Yani kendimizi korumanın en güzel yolu abdestli olmak namazda, niyazımızda olmak, haset ve kin gibi hastalıklardan kendimizi muhafaza etmek ve bunun en önemli şeylerinden bir tanesi de koruma yollarından bir tanesi kişinin kendisini haram lokmadan muhafaza etmesidir.  Kişi kendi kendisinin doktoru olabilir bu anlamda kendi kendine ayet okuyabilir, hadis okuyabilir, Felak ve Nas sürelerini okuyarak kendini bir nevi manevi bir kalkanla korumuş olur inşallah." şeklinde konuştu.

"Allah'ın izni olmadan bir şeye zarar verdiğini, vereceğini ya da fayda vereceğini unutmamak lazım"

Kur'an ve sünnetin bize önermiş olduğu dua ve zikirlerle kendini koruyabiliriz diyen Gökalp, "Sihir ve büyük cahiliye dönemini günümüze yansıyan aslında etkileridir. Hazreti Musa aleyhisselamın zamanına baktığımız zaman, firavun bir nevi sanki hükümranlığını israiloğullarına göstermek için sihirbazlarını büyük bir ölçüde kullanmıştır, insanları psikolojik baskı altında tutmak için başvurdukları şeylerdi. Özellikle Hazreti Musa döneminde sihirbazlığın revaçta olduğu bir süreçten bahsediyorum ama şunu unutmamak lazım, İslam'da Allah'ın izni olmadan bir şeye zarar verdiğini, vereceğini ya da fayda vereceğini unutmamak lazım. Müslüman şuna güvenmelidir; Allah'a tevekkül edip Allah'a sığınmalıdır, onun için Allah'ın izni olmadan hiçbir şeyin kendisine zarar vermediğinin ve vermeyeceğinin şuurunda bilincinde olan bir Müslüman, Allah'ın izni ile ne bu gibi muskalardır, ne yıldız namedir ya da medyumların işte gizli bilim dedikleri bir şey söz konusu değildir İslam'da. Onun için medyumların uydurdukları ya da falcıların ya da yıldızlamaya bakarak insanları bir nevi maddi getiri uğruna insanların işte o dini duygularını sömüre etmek düşüncesiyle insanların kanmaması lazım. Günümüzde bazı insanlar hala sihir yapıyorlar,  büyülerle uğraşıyorlar, atların narlarına bir şey yapıp denizlere atmak ya da saç örgüsünü birbirine bağlamak usulüyle ve insanları bile etki altında psikolojik bir etki altına bırakmak isteyenler maalesef bu gibi şeyler vardır. İnsanlar bunlara karşı cenabı Allah'ın bize kur 'anı Kerim'i indirdiği Felak ve Nas süresi, Peygamber efendimizin bize öğrettiği zikir ve dualarla kendisine bir manevi kaptan oluşturup kendisini muhafaza altına alabilir ve onun için Müslüman Allah'ın izini bu gibi şeylere kalmamalı. Bunu yapanları da özellikle şuna davet etmek lazım, sihir ve büyü yapan bir insan dünya ve ahirette büyük bir vebal altında olduğunu unutmamalıdır. Onun için bu gibi şeylerle uğraşan insanlar bir an önce Allah'a tövbe edip bir daha bu gibi şeylerle uğraşmaması gerektiğinin farkına varması lazım. Zaten bir Müslümanın hayatına bu gibi şeyler yakışık olmaz yani Müslüman dürüst olmalıdır, Müslüman Allaha tevekkül etmelidir. Bu gibi şeylere bulaşan insanlar da inşallah bir an önce bu yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup Allah'a tövbe etmesi gerekiyor. Müslümana Kur'an ve sünnete göre bir yaşam sürmesi gerektiğini bilmemiz lazım. Müslümanı, dürüst bir hayat yakışır. Müslüman,  Allah'ın izni ile Kur'an ve sünnet çerçevesinde yaşadığı sürece kuran ve sünnetin bize önermiş olduğu dua ve zikirlerle kendini koruyabilir. " dedi. (İLKHA)