Dünya Kudüs Günü münasebetiyle Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın önemi, işgalden kurtulması için yapılması gerekenler ve boykotun sürdürülmesi hakkında İLKHA’ya önemli açıklamalarda bulundu.
Kudüs davasına sahip çıkılması için her Müslümanın yerine getirmesi gereken bir sorumluluğun olduğunu ve gücü nispetince sorumluluğunu yerine getirme noktasından elden gelen gayretin gösterilmesinin elzem olduğunu belirtti.
Kudüs, İslam ümmetinin kanayan bir yarası olduğunu ifade eden Ceylan, “Kudüs, şu anda İslam ümmetinin kanayan yarasıdır. Kudüs ve Mescid-i Aksa, işgal altında olduğu sürece İslam dünyasının özgür olduğunu söylememiz mümkün değil. Aslında tutsak olan, işgal edilen Kudüs ya da Filistin halkı değil, biz bütün İslam coğrafyasıdır. Kudüs bunun sembolüdür. İslam coğrafyası, başta ekonomik, askeri, kültürel her alanda özgür olacaksa bu Kudüs’ün özgürlüğünden geçer. Dolayısıyla her yıl Kudüs’ün özgürleşmesi davasının Ramazanın son cuma gününde ve bütün dünyada dile getirilmesi gündeme getirilmesi, bu davanın unutulmaması ve bu kanayan yaranın canlı tutulması açısından çok önemlidir. Dünya Kudüs Günü’nde bütün duyarlı Müslümanları bu davaya sahip çıkmaya, etkinlikler yapmaya, yürüyüşler düzenlemeye davet ediyorum.” şeklinde aktardı.
“Müslümanlar her konuda kendini geliştirmesi lazım”
Ceylan, Kudüs davasına sahip çıkmak için daha çok gayretin içerisinde olunması gerektiğini kaydederek, “Siyonist işgal rejimi ve küresel şer güçleri ancak güçten anlar. Müslümanlar olarak onları alt etmek için ekonomik, bilimsel, teknolojik askeri güce ulaşmamız için elimizden geleni yapmamız lazım. Biz güçlü olmadığımız takdirde bu şer güçleri Kudüs’ten çıkarmamız çok zor. Tabii ki iman gücü bu noktada çok önemlidir. İman olmadığı zaman silahlar da işe yaramaz. O silahları kullanan, imanlı insandır. Ancak tek başına iman, tek başına insan günümüzde savaşlarda etkin değil. 50 kiloluk bir kadın pilot kalkıp yüzlerce kilometre ötede bir şehri bombalayıp dönebiliyor. Artık fiziki güçten öte beyin gücü, silah gücü, gelişmişlik düzeyi çok önemli. Maalesef İslam âlemi bu konuda batının, küresel güçlerin çok gerisindedir. Dolayısıyla bizim bu arayı kapatmamız için her alanda çok çalışmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
"Ekonomik olarak güçlenebilmemiz için önce yerli mallarını üretmeye ve tüketmeye çalışmalıyız"
İşgal rejimi ve diğer şer odakların ekonomik gücünü zedelemek için boykotun sürdürülmesi gerektiğini belirten Ceylan, “Küresel şer güçlerin anladığı ikincisi silah ekonomisidir. Ekonomileri zayıflatıldığında boyun eğerler. Dolayısıyla bizim ekonomik olarak güçlenmemiz lazım. Ekonomik olarak güçlenebilmemiz için önce yerli mallarını üretmeye ve tüketmeye çalışmalıyız. Kesinlikle siyonist mallarını tüketmekten kaçınılmalıdır. Bu, ekonomik olarak onları zayıflatır. Ekonomi, günümüz kapitalist dünyasında bir güç kabul ediliyor maalesef. Dolayısıyla onların kutsalı olan paraya dokunulduğunda hizaya geliyorlar. Bunun bir yolu da 2 milyarlık İslam âlemi gerçekten bu küresel güçlerin özellikle siyonistlerin ürettiği mallara ekonomik olarak boykot uyguladıklarında ciddi bir etki yapar. Ancak maalesef bu konuda çok duyarlı olduğumuzu söyleyemeyiz.” şeklinde belirtti.
“İmanın olduğu yerde umutsuzluk olmaz”
Kudüs ve Gazze’nin geleceğinden umutlu olduğunu aktaran Ceylan, “Hiçbir zaman Allah’tan umut kesilmez. Her ne kadar ümmetin durumu kötü olsa da ekonomik, askeri, kültürel, siyasal açıdan çok gerilerde olsa bile umutluyuz çünkü imanımız var. İmanın olduğu yerde umutsuzluk olmaz. Ancak ne yapılması gerektiğini de gerçekçi olarak bilinmesi gerekiyor. Bu açıdan yapılması gereken her ne sorumluluk varsa yerine getirilme noktasında gayret gösterilmelidir. Gazze’de hala yüzlerce Müslüman kadın-çocuk fark etmeksizin katledilmeye devam ediliyor. Bu soykırıma bakıp da bir kişinin vicdanı sızlamıyorsa o kişi bence Müslüman değildir. Dolayısıyla bu sorumluluk bilinci içerisinde geleceğe hazırlık yapmak elzemdir.” ifadelerini kaydetti. (İLKHA)