Tüm dünyanın tepkisine rağmen ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü "karşılıklı gümrük tarifeleri" konulu bir başkanlık kararnamesi imzalayarak, yüzde 10’luk asgari baz gümrük vergisi ve belirli ticaret ortaklarına daha yüksek oranlar getirdi.

Çin resmi haber ajansı Xinhua'da yer alan analize göre eğer tarihten bir ders çıkarılacaksa, Trump yönetiminin "Önce Amerika" sloganıyla uygulamaya koyduğu bu kapsamlı gümrük tarifeleri, korumacılığın çelişkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Çünkü siyasi açıdan sembolik olsa da bu tür politikalar genellikle koruduklarını iddia ettikleri ekonomilere zarar verir.

Tarihsel veriler oldukça açık: Büyük Buhran’ı derinleştiren Smoot-Hawley tarifelerinden, eski Başkan Richard Nixon’ın stagflasyona yol açan ithalat vergilerine kadar korumacı önlemler defalarca geri tepti. Karşılıklı misilleme döngüleri kısa vadeli kazançları silip süpürürken, kalıcı ekonomik zararlar yarattı.

Trump yönetiminin mevcut tarife saldırısı bir yenilik değil, eskinin tekrarı. Nesillerdir ABD yönetimleri, ekonomik sıkıntıları gidermek adına gümrük vergilerine başvurdu, ancak tarihsel kanıtlar bu önlemlerin sorunu daha da kötüleştirdiğini gösteriyor.

1930 yılında, dönemin ABD Başkanı Herbert Hoover, 1.000’den fazla ekonomistin karşı çıkmasına rağmen Smoot-Hawley Gümrük Yasası’nı imzaladı. Bu yasa, Amerikan işletmelerini ve çiftçileri korumak amacıyla ithalat vergilerini artırdı ama dünya ekonomisine Büyük Buhran sırasında ağır bir yük daha bindirdi.

BM: ABD'nin yeni vergi uygulamaları dünya ticaretini tehlikeye atıyor BM: ABD'nin yeni vergi uygulamaları dünya ticaretini tehlikeye atıyor

Yasa, yabancı hükümetlerden misillemeleri tetikledi. İki yıl içinde yaklaşık yirmi dört ülke benzer tarifeler uygulamaya başladı ve zaten zor durumda olan küresel ekonomi daha da kötüleşti. 1929-1932 arasında ABD’nin Avrupa ile ticareti üçte iki oranında azaldı; küresel ticaret de benzer seviyelerde daraldı.

1970’lerde, artan enflasyona karşılık olarak Nixon, ABD dolarının altına dönüştürülebilirliğini tek taraflı olarak iptal etti. Döviz kurlarındaki dalgalanmalardan dolayı Amerikan ürünlerinin dezavantajlı hale gelmesini önlemek için yüzde 10’luk ithalat vergisi getirdi.

Bu tek taraflı hamle, dünya çapında şok etkisi yarattı ve “Nixon Şoku” olarak anıldı. ABD’nin ticaret ortaklarıyla ilişkilerini gerdi, Bretton Woods sistemini istikrarsızlaştırdı, doların sert şekilde değer kaybetmesine yol açtı ve 1973-75 resesyonunu tetikleyen bir ekonomik başarısızlık olarak kayda geçti.

2002 yılında, George W. Bush yönetimi, yerli çelik sektörünü korumak amacıyla bazı çelik ürünlerine yüzde 8 ila 30 arasında değişen oranlarda gümrük tarifesi uyguladı. Kanada, işgalci siyonist rejim, Ürdün ve Meksika hariç tüm ülkeler etkilendi.

Bu önlem çelik fiyatlarını ciddi şekilde artırdı, otomobil ve beyaz eşya gibi sektörlerde üretim maliyetlerini yükseltti. Araştırmalar, sadece 2002 yılında 200 bin Amerikalının daha yüksek çelik fiyatları nedeniyle işini kaybettiğini ve bunun yaklaşık 4 milyar dolarlık ücret kaybı anlamına geldiğini ortaya koydu.

Kasım 2003’te Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), bu tarifelerin DTÖ yükümlülüklerini ihlal ettiğine hükmetti ve ABD bu tarifeleri kaldırmazsa 2 milyar doların üzerinde yaptırım uygulanmasına izin verdi. Bu, DTÖ tarafından verilen en büyük cezalardan biri oldu. Tarifeler 2005’e kadar sürecekti, ancak 4 Aralık 2003’te kaldırıldı. Araştırmalar, bu önlemlerin faydalarından çok zarar getirdiğini, GSYİH ve istihdam açısından olumsuz etkiler yarattığını gösterdi.

Bu kendi kendini sabote eden korumacı döngü, Trump yönetimi tarafından şimdi tekrar ediliyor. “Önce Amerika” markasına rağmen, bu tarife stratejisi, çözmeyi iddia ettiği ekonomik sorunları daha da derinleştirme riski taşıyor.

Financial Times’ın baş ekonomi yorumcusu Martin Wolf, bu tarifelerin, liberal, öngörülebilir ve kurallara dayalı ticaret ilişkilerinin sonunu temsil ettiğini belirtti. Wolf, ABD'nin, bir zamanlar kendi inşa ettiği sistemi artık yok ettiğini ifade etti.

Wolf’a göre, ABD yönetimi müttefiklerine ve bağımlı ülkelere karşı ekonomik ve siyasi savaş yürütüyor, ancak bu ülkelerde güvenin çökmesi, ABD için de son derece yüksek maliyetler doğuracak. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA