İşgal rejimin Gazze’de sürdürdüğü saldırılara karşı tepki göstermek ve Filistin halkıyla dayanışma sergilemek amacıyla Mardin’de Cuma namazı çıkışı basın açıklaması düzenlendi.

Açıklamaya Türkiye eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve 28. dönem Milletvekili Fuat Oktay, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, siyasi partililer, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Basın açıklamasına katılan eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve 28. dönem Milletvekili Fuat Oktay, “Türkiye’de yaşanan her türlü olaya rağmen işgal rejimi tarafından Filistin’de uygulanan soykırıma asla sessiz kalmayacak.” dedi.

Malatya için kuvvetli yağış uyarısı Malatya için kuvvetli yağış uyarısı

Şakir Nuhoğlu Camii önünde yapılan açıklamayı Necmettin Başboğa okudu.

Başboğa şu ifadelere yer verdi:

“Gazze direnişi, imanın, vicdanın ve cesaretin destanıdır”

Başboğa, “Tam 18 ay oldu. Soykırımcı israil, dünyanın süper gücü ABD ve İngiltere başta olmak üzere küresel güçleri arkasına alarak mazlum Filistinli kardeşlerimize bomba yağdırmaya devam ediyor. Siyonist işgal rejimi, çocuk, bebek, kadın ve yaşlı demeden sivilleri katlediyor. 18 aydır havadan, karadan ve denizden tamamen kuşatılan ve her türlü gıda ve ilaç gibi temel insani ihtiyaçları bile sağlamasına izin vermeyen İsrail’in vahşi ablukasına rağmen; Filistinli kardeşlerimiz zillet içinde teslim olmak yerine izzet içinde direnmeyi ve şehadeti seçtiler. Tarihte çok önemli savaşlar vardır. Bu savaşlar kader anı gibidir. Sonucu ya istiklal, ya da yok olmaktır. Bedir, Uhud, Hendek, Mute ve Çanakkale destanı gibi Gazze direnişi de bunlardan biridir. Gazze direnişi, imanın, vicdanın ve cesaretin destanıdır. Gazze direnişi, hakkın, hukukun, özgürlüğün ve iradenin şahlanışıdır. Gazze, dünyadaki bütün mazlumların ilham ve cesaret örneğidir. Gazze düşmemeli, Gazze işgalci ve soykırımcı Siyonistlere teslim edilmemelidir.”

"Gazze ve Filistin’de işgal, katliam ve sürgün devam ediyorken, insanlık susamaz, vicdan susturulamaz"

Filistin’de uygulanan soykırımı haykırmak bütün dünya insanlığın bir görevi olduğunu belirten Başboğa, “Bütün dünyanın bütün coğrafyalarında, bütün toplumların bütün insanlarında işgal rejimine lanet ve Gazze’ye destek için ses vermeliyiz. Gazze ve Filistin’de işgal, katliam ve sürgün devam ediyorken, insanlık susamaz, vicdan susturulamaz. Siyonist rejimin işgal ve saldırganlığına destek çıkan firma ve ürünleri boykot etmeye elbette devam edeceğiz. Hem de ısrarla ve etkin olarak. Ancak bu yetmez; siyasi, ekonomik, askeri, teknolojik ve beşeri bütün alanlarda işgal rejimin izole edilmesi, yalnızlaştırılması ve cezalandırılması için çok yönlü çalışmalar yapılmalıdır. Netanyahu insanlık suçu işlemiş, savaş suçlarının tümünü açıkça ve defalarca icra etmiş ve soykırımcı olarak Uluslararası Adalet Divanı tarafından mahkûm edilmiştir. Dünyanın neresinde yakalanırsa adalete teslim edilmelidir. Oysa maalesef, katil Netanyahu Macaristan’a elini kolunu sallayarak rahatça gidebiliyor ve dolaşıyor. Bu affedilemez bir cürümdür. Bu uluslararası hukuka ve kurumlara hakaret demektir. Macaristan hükümeti ve başbakanı Orban’ı bu nedenle kınıyor ve bir an önce bu yanlıştan dönmeye davet ediyoruz. Ey İslam ülkeleri ve ey Müslüman halklar! Sizler, bizler sustukça ve tepkisiz kaldıkça, soykırımcı vahşi israil masum kardeşlerimizi katletmeye devam edecektir. Bu vebal, bu günah, bu cürüm hepimizi helak edecektir. Zulme rıza zulümdür.” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasının ardından söz alan Türkiye eski cumhurbaşkanı yardımcısı ve 28. dönem milletvekili Fuat Oktay, Türkiye’de yaşanan her türlü olaya rağmen işgal rejimi tarafından Filistin’de uygulanan soykırıma asla sessiz kalınmayacağını aktardı.

“Zulüm abad olmayacaktır”

İşgal rejiminin arkasındaki batı devletlerinin çifte standartlıkta sınır tanımadığını aktaran Oktay, "Son 100 yılı aşkın bir süredir Filistin’deki Müslümanların yok edilme hareketi var. Özellikle 1946’lardan başlayarak çok daha sistematik soykırımın yürüdüğünü görüyoruz. Dün, Filistin Kurtuluş Örgütüydü, bugün HAMAS yarın başka bir gerekçe. Ancak biz biliyoruz ki bunların hiçbiri asıl gerekçeler değil. Asıl gerekçe, işgal rejimi israilin arz-ı mev'ud diye bilinen vaat edilmiş topraklardaki hakimiyet arzusudur. Şu iyi bilinmeli ki! israilin arkasında kim olursa olsun, kim kendisine sessiz kalırsa kalsın, kim kendisini desteklerse desteklesin, kim hangi desteği verirse versin insanlık, karşısında dimdik duracaktır. Zulüm abad olmayacaktır, tarihte de olmamıştır, bugün de olmayacaktır ve gelecekte de olmayacaktır inşallah. Biz Türkiye olarak her platformda her ortamda sonuna kadar sesimizi yükselttik. 51 bin insanın katline ses çıkarmayan, 'tek dişi kalmış canavar medeniyet' diyen şairimiz Mehmet Akif’in 100 yıl önce ifade ettiği ve bugün de aynen gerçek olduğuna şahitlik ediyoruz. En ufak bir kişinin Türkiye’de sadece mahkemeye bile havale edilmesiyle ayağa kalkan Avrupa Birliği, ayağa kalkan İnsan Hakları Örgütü, ayağa kalkan tüm basın mensupları kadın-çocuk ayırmaksızın 10 binlerce insanın öldüğü, yüzlerce gazetecinin kendi görevlerini yaparken katledildiği Filistin’de ne yazık ki seslerini çıkarmamaları çifte standartlığın ta kendisidir. Bu çifte standardın da başarıya ulaşma şansı yoktur. Bugün başka bir aşamaya geçtiğini görüyoruz.” ifadelerini dile getirdi.

“Filistin’i Filistinsizleştirme projelerine şahit oluyoruz"

Filistin’de zulmün gittikçe derinleştiğini belirten Oktay, “Filistin’i Filistinsizleştirme projelerine şahit oluyoruz. 1946 ve 1947’de tamamı Filistin olan toprakların bugün neredeyse tamamına yakınının israil olduğu ve de Filistin’in neredeyse yok olduğu, sadece bir şeritte Gazze’nin ve içeride de Batı Şeria’nın kaldığı, Kudüs’ün içinde bulunduğu bir bölgenin dahi paramparça edildiği gözler önünde. Gazze’nin ve Batı Şeria’nın da işgal edilerek Filistin’deki çözümün Filistinlilerden temizlenerek sözde sürgüne gönderilerek soykırımın son aşamasına geçildiğini görüyoruz. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bu insanlığın katledilmesi olayıdır. Hükümetler sessiz kalsa bile işte şunu da görüyoruz ki Batı da dahil dünyanın her yerinde insanlığın sesinin yükselmeye başladığını görüyoruz. Ancak burada demokrasi diye bağıranlar her türlü şeyi söylemelerine rağmen ‘nerede demokrasi’ diye bağıranlar, ‘orada 51 bin insanı öldürdünüz yeter’ diyen 15 bin kişiye ‘siz bizim demokrasimizi yok edeceksiniz. Siz bizim ülkemizi yok edeceksiniz’ diye seslerini kesen bir batı medeniyeti görüyoruz. Siyonizmin adına da Yahudi karşıtlığı dediler. Siyonizmin yahudi karşıtlığıyla bir alakası yoktur. Biz millet olarak da hiçbir zaman da Yahudi karşıtı olmadık. Batıya bakıyoruz ki ya Ukrayna’da olduğu gibi rengine bakıyor, gözünün rengine veya saçının rengine, ‘Suriye’de ne olursa olsun önemli değil ama Ukrayna’dakiler bize benziyor, kurtarmamız lazım’ gibi bir ayrım yapmakta. İşgalci ABD, katil Netanyahu ile sahilde güneşlenme pozu verecek kadar da alçakça ileriye gidebiliyorlar. Biz böyle bir medeniyetin mirasçıları değiliz.” ifadelerini kullandı.

“Etrafımızda yaşanan hiçbir olay Filistin’deki soykırıma sessiz kalmamızı, rıza göstermemizi asla ve asla müsaade etmemeli”

Oktay, son olarak şu ifadelere yer verdi:

“İnsanlık adına buna karşı çıktık ve insanlık adına da karşı çıkmaya devam edeceğiz. Cenab-ı Hak, bu zalimlere inşallah fırsat vermez. Vatanın ne olduğunu anlamayan vatanın vatan toprağının sadece bir toprağa yani bir tatil köyü yapmayla görenlerin oranın da değerinin artabileceği ile eşdeğer görenlerin vizyonsuzluğuna ve zulümlerine de inşallah Filistinli kardeşlerimizi terk etmez. Ne yazık ki Türkiye’deki içerideki gelişmeler veya çevremizdeki olan olaylar neredeyse zorunlu oluşturulan bir ateşkes anlaşmasının da tekrardan işgal rejimi israil tarafından bozulması ve yeniden katliamın başlaması yine okulların bombalanması, camilerin bombalanması, hastanelerin bombalanması, sivillerin bombalanması ve Filistinlilerin sürgün edilmesine yönelik işgal rejiminin soykırımı bütün şiddetiyle devam ediyor. Etrafımızda yaşanan hiçbir olay Filistin’deki soykırıma sessiz kalmamızı, rıza göstermemizi asla ve asla müsaade etmemeli. En büyük arzumuz 1967 sınırlarında Filistinlilerden temizlenerek değil, Filistinlilerin 1967 sınırlarında iki devletli bir çözümle bu bölgede barışın tekrardan sağlanacağı inancımızdadır. İşgal rejimi İsrail sadece Filistin’de değil, Lübnan’da da, Suriye’de de yaymacı politikalarına devam ediyor. Filistin o güne kadar nasıl ki Osmanlı toprağıysa oradaki Müslümanlarla kardeşliğimiz aynı hassasiyetle devam edecektir inşallah.”

Basın açıklaması, emekli imam Hasan Yenigün’ün okuduğu duanın ardından sloganlarla sona erdi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA